kutusuzkutkut

Blogspot yeniden kapatıldı!

Posted in Genel, teknoloji by kutusuzkutkut on Mart 1, 2011

Türkiye’de bu saat bu dakikada bir hırsızlık olayı olsa ve evinde oturan teyzeden, yolda simit satan amcadan tutun üniversitede okuyan öğrenciden, banka müdürlerine, işadamlarına kadar Türkiye’de yaşayan ne kadar insan varsa hepsini hapse atsalar buna ne der, ne tepki verirsiniz? Gazetelerden birinde yalan haber çıktı diye tüm gazeteler kapatılsa ya da bir doktor hatalı tedavi uyguladı diye tüm doktorların lisansı ellerinden alınsa? Bu dediklerimin size çok mantıklı gelmediğini, sağduyunuza aykırı geldiğini biliyorum. Ne var ki herkesi, özellikle de her fırsatta gençliğe, teknolojiye, iletişim çağına, özgürlüğe, demokrasiye vurgu yapan yetkilileri, lütfen kendinizle bir tutmayın, herkesi kendiniz gibi sanmayın.

Son bir haftada aktif yaklaşık 600.000 blogu(Türkçe) bünyesinde barındıran blogspot, yayın hakları ligtv’ye ait görüntüleri yasadışı olarak yayınlayan birkaç blog yüzünden erişime kapatıldı. Digiturk’un telif haklarını mahkemelerimiz korurken, hiçbir suçları olmamasına rağmen sesi kesilen, paylaşıma kapanan 600.000 blogu ve bunları takip eden milyonlarca kişinin haklarını kim koruyacak peki? Daha birkaç hafta sosyal medya haftası kutlanan, dünyanın en büyük 5. facebook kullanıcısına sahip, devamlı genç nüfusu ve hızla gelişen internet altyapısı ön plana çıkartılan ülkemizde, bu durumu hangi yasa koyucu, hangi milletvekili, hangi parti, hangi bakan nasıl açıklayacak, nasıl yorumlayacak gerçekten merak ediyorum. Hatta düşünüyorum acaba twitter üstünden kanuna aykırı bir içerik paylaşsam ve twitter’a erişim yasaklansa, aktif bir twitter kullanıcısı olan Cumhurbaşkanımız, ana muhalefet liderimiz, belediye başkanlarımız ne der? Düşünsenize bir hata yapıyorsunuz, devlet hiyerarşisinin en zirvesi Cumhurbaşkanı ceza alıyor, takipçilerine(halkı oluyor) ulaşamıyor, yorum yapamıyor. Vay be!

Konuyla ilgili daha geniş bilgiye ve tepkinizi göstermek için yapabileceklerinize  burdan ve şurdan ulaşabilirsiniz. Gene de asıl tepkiyi bu süreçte partilerin, bakanların, milletvekillerinin söylediklerine ve yaptıklarına bakarak, takip ederek ve oy verme sürecimizde değerlendirmeye alarak verebileceğimize inanıyorum.

Blogspot üstünden yayın yapan tüm arkadaşlara geçmiş olsun diliyorum, umarım kısa zamanda bu anlamsız sorun çözülür, paylaşılarınızla hayatlarımızı zenginleştirmeye kaldığınız yerden devam edebilirsiniz…

(internet yasakları ile ilgili bir önceki yazım: Sağduyu)

Reklamlar

Sağduyu

Posted in Genel by kutusuzkutkut on Mayıs 8, 2010

Anayasa tartışmalarını takip ediyor musunuz? Milletvekillerinin birbiriyle yumruklaşmalarını, liderler arasındaki söz düellolarını kast etmiyorum. Tartışmaların içeriğinden bahsediyorum. Yani anayasa paketindeki değişiklikler neler, hakim atamalarının 3 ünü cumhurbaşkanı yaparsa ne olur, parti kapatma yetkisi meclise geçmeli mi gibi konulara ne kadar zaman ayırdınız, odaklandınız? Ergenekon davasında neler oldu, deniz feneri skandalının arkasından neler çıktı, biliyor muyuz? Pek sanmıyorum. Kabul edelim toplum ve özellikle 20 – 35 yaş kuşağı olarak bu konulara çok fazla ilgimiz yok. Ne geçmiş nesiller gibi toplumsal mücadeleler içerisindeyiz, ne de bireysel yaşantılarımız arasında üstümüze kusulan bunca bilgi ve yorumu ayıklayıp eyleme geçmeye niyetimiz var. Bu güç ve çıkar savaşlarından, siyasetten uzak duruşumuz, apolitik yaklaşımımız doğru mu yanlış mı çok tartışabiliriz ama bu yazının konusunu siyasetin, doğrudan bizi ilgilendiren, aramızda konuştuğumuz, bildiğimiz, anladığımız ve duruş sergilememiz gereken bir kısmı oluşturacak.

Yüzyılın en büyük icadı hiç şüphesiz, tüm duvarları, kapıları, mesafeleri yıkan, inanılmaz bir bilgi, paylaşım ve sosyalleşme aracı olan internet. İster facebookta bir kedi videosunu “like” edin, ister evde oturduğunuz yerden Colombia üniversitesindeki bir derse katılın, ister şu an yapmakta olduğunuz gibi blogları okuyun, kilometrelerce ötede ve hiç tanışmadığınız birisinin yazısına yorum yapın; her türlü bu sınırsız sosyal ağın bir parçasısınız. Internet sayesinde bilgi çok daha açık, çok daha ulaşabilir. Bilim-bilim insanlarının,  spor- sporcuların, matematik- matematikçilerin, sanat-sanatçıların tekelinden çıkarak amatörlerin de söz sahibi olabileceği bir noktaya geliyor. Kullanıcılar tarafından üretilen bilgi, sanat ve her türlü veri sayesinden internet sadece hazır önümüze konanın tüketim yeri olmaktan çıkıyor. Ben yazıyorum, başkası çiziyor, başkası araştırıyor, başkası müzik yapıyor ve tüm bunlar milyonlarca insanın kullanımına, yaratıcılığına, fikrine açık. “1+1” in 3 e eşit olduğu, katlanarak çoğalan bir sinerji ve paylaşım merkezi yani internet. Ancak insan eliyle üretilen her şeyde olduğu gibi, internet de bizim yansımalarımızı içeriyor, iyinin yanına kötüyü de koyuyor, hakaret, şiddet, propaganda, ve suç içeriyor.

Doğal olarak internet gibi kaotik ve anarşik bir yapıyı, siyasetçiler ve devlet gibi otoriter ve kalıpçı yapılar anlamakta zorlanıyorlar. Onu kullanmak yerine, kurallara bağlamaya, kontrol etmeye, yasaklar koymaya çalışıyorlar. Aslında o kadar gülünç bir çaba ki bu, hava kirliliği var diye nefes almayı yasaklamaya benziyor. İşte bize düşen görev de bu noktada başlıyor bence, çünkü biz interneti anlıyoruz, tanıyoruz, biliyoruz. Ergenekon davasındaki darbe planının gerçek mi yalan mı olduğunu bilemiyoruz belki ama interneti sansürlemenin yanlış olduğunu biliyoruz. Bunu siyasetçilere de anlatabilmenin yollarını bulmalıyız, özellikle interneti kullanarak dünyanın süper gücüne başkan olabilmeyi başarmış Obama örneği bize yeterli havuç desteğini de sağlarken.

Bu yazının bu hafta yazılması tesadüf değil. Bu hafta, ülkemizdeki youtube yasağı ikinci yılını doldurdu. İki yıldır youtube’a giremiyoruz. Yalan, hepimiz çatır çatır giriyoruz, başbakanımız dahil. Yani hepimiz mahkeme kararına karşı gelerek devletin gözünde suç işliyoruz. Sıradan vatandaşları, birer suçlu haline getiren bir sistemde eksik olan, düzeltilmesi gereken nedir peki? Bağırarak söyleyelim hep birlikte: Sağduyu!!

%d blogcu bunu beğendi: