kutusuzkutkut

Japon İşi

Posted in teknoloji by kutusuzkutkut on Ekim 5, 2011

Japonların memleketimizde yeri ayrıdır. “Alman Arabası” fenomenini bir yana koyarsak, sanırsınız tüm teknolojik gelişmelerden Japonlar sorumlu. Japon teknolojisi, Japon yapıştırıcısı, “abi adamlar yapıyor ya”, Kemal Sunal-Fatma Girik robotu, daha saydıkça sayabiliriz heralde. Çalışkanlıkları, yeniliğe ve teknolojik ilerlemeye olan yatırımlarıyla bu abartıları da hak etmiyor değiller. Aşağıdaki videoda gene Japonları büyücü/uzaylı statüsüne koyan bir ürünü izleyeceksiniz. Hemen “Ne ki bu, ketçap silici mi? Bildiğin peçete işte” demeyin, katı-jel/yarı-akışkan durumundaki ürünlerin taşınması ve işlenmesi için tasarlanmış bir ürün  bu aslında. E ne diyeyim, Japonlar yapıyor abi! (Detaylı bilgi için: http://www.made-in-japan.bz/switl/)

Reklamlar

Teknolojik Yaşlanma

Posted in teknoloji by kutusuzkutkut on Ekim 4, 2011

Yaşlandığınızı, aynada olgunlaşmış yüzünüze, zihninizde derinleşmiş düşüncelerinize, içinizde ağırlaşmış ruhunuza bakmadan anlamanın bir yoluda teknolojik ilerlemeye bakmak! Şöyle ki, eğer çocukluğunuzda bilimkurgu filmlerinde veya kitaplarında okuduğunuz teknolojik yenilikler hayatınızda gerçekten yer almaya başlamışsa bilin ki yaşlanıyorsunuz. Şu an orta yaşlarına adım atmaya hazırlanan erken 80’ler kuşağının yaşadığı da bu. Tamam belki Star Trek’in “Işınla beni Scotty” si veya Geleceğe Dönüş’ün “Delorean” ını görmedik henüz ama cep telefonlarını, görüntülü konuşmayı, interneti, kişisel bilgisayarları, kablosuz iletişimi, akıllı evleri, hızlı trenleri ve daha nicelerini gündelik hayatımızın bir parçası olarak çoktan kabul ettik bile.  Kendi kendine gidebilen ve park edebilen araçlar, kablosuz elektrik aktarımı gibi teknolojiler ise ticarileşmeyi ve günlük rutinimizin bir parçası olmayı bekliyor. Bugün Türkiye saati ile 20:00 sularında yeni bir teknoloji daha bize yaşımızı hatırlatmak için göz önüne çıkabilir.

Bildiğiniz gibi bu akşam yeni iphone tanıtılacak. Bunca giriş sadece iPhone için miydi diye sorabilirsiniz. Yeni iPhone’da söylentilere göre daha hızlı bir işlemci(A5 çipleri), daha çok ram(1GB), daha iyi bir kamera(8 megapixel), daha büyük bir ekran(4″inch), daha gelişmiş iletişim(4G) olacak. Ama bu yazının yazılma sebebi bu donanım güncellemelerinden çok, bir yazılım güncellemesi. Söylentilere göre yeni iPhone’un asıl vurucu özelliği iAssistant adını verdikleri sistem olacak. Bu sistem sayesinde kullanıcılar, basit bir sesle komut işlevinin çok ötesinde, telefonları ile konuşarak günlük hayatlarını kolaylaştıracak bir asistana sahip olabilecek. Bir tür yapay zeka uygulaması olacak yazılım ile telefonunuz sizin tercihlerinizi öğrenecek, sizin için internette arama, yemek rezervasyonları ve yapay zeka gerektirebilecek bir çok işlemi yapabilecek. Tabi burada I, Robot ‘taki gibi henüz kendi kendine düşünebilen makinelerden bahsetmesek de yapay zeka teknolojisinin ilk defa ticarileşecek olmasından ve günlük hayatta yer etmesinden bahsedebiliriz. Başka bir deyişle çok yakında yolda yürürken telefonuyla(telefonda başkasıyla değil, gerçek anlamda telefonuyla) konuşan insanlar görüp çocukluk/gençlik dönemi filmlerimizi yad edebiliriz. Ve teknoloji bu hızla ilerlerse 90 jenerasyonu bizden çok daha hızlı yaşlanabilir. (yeni iphone hakkında bilgiler için: kaynak 1, kaynak 2)

Bu akşam söylentilerin ne kadarının gerçek olduğunu göreceğiz. Beklerken, Görevimiz Tehlike filmlerinden birinden fırlamış gibi duran aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz. Yaşlanan yüzlerimiz için kullanırız belki de, kim bilir?

iPad 2 Görücüye Çıktı!

Posted in teknoloji by kutusuzkutkut on Mart 3, 2011

Apple, ilginç bir firma. Seveni çok, sevmeyeni de. Bazıları için ürünleri tasarım harikası olarak algılanırken, bazıları da Apple’ı fonksiyon açısından zayıf cihazları allayıp pullayıp satarak tüketiciyi kandırdığı iddasında. Bunca tartışmaya rağmen piyasaya sürdüğü her ürün satış patlaması yaşayan Apple’ın geçtiğimiz bir iki yıl içerisinde çıkardığı tüm ürünler arasında belki de en çok tartışılanı iPad olmuştu. Kimileri iPad’i devrim olarak nitelerken, kimileri iPad’in bir bilgisayar değil iPhone’un telefon görüşmesi bile yapılamayan, hormonlu ve dolayısıyla amaçsız bir versiyonu olarak nitelemişti. iPad’in özellikle flash uygulamalarını açamaması(ki internette flash tabanlı milyonlarca içerik ve video mevcut), kullanımının zor olması, pahalı olması gibi bazı dezavantajları büyük eleştiri almıştı.  Bütün bu eleştiriler, iPad’in 2010 yılında 15 milyon adet satılmasını engellemedi. Ve dün Apple her Mart ayında yaptığı(küresel ısınma falan derken iklimler kafayı yediği için artık Mart ayının gelişini yeni Apple tanıtımlarından takip ediyoruz) üzere yeni ürünün lansmanını yaptı: iPad 2 görücüye çıktı.

iPad 2’nin selefine göre temel farklılıkları şunlar:

– iPad 2 %33 daha ince ve %15 daha hafif olacak, siyah ve beyaz modelleri bulunacak. Ekran büyüklüğü aynı kalacak.

– İşlemcisi geliştirildiği için daha hızlı(2 kat, grafik işlemlerinde 9 kat) ve pil ömrü açısından daha tasarruflu olacak.

– Cihazın ön ve arkasında yüz yüze görüşmeye ve video kayıta imkan veren kameralar bulunacak. Ayrıca ekstra bir aparat ile HDMI çıkışı sayesinde televizyonlara vs. bağlanabilecek.

– Smart Cover adını verdikleri, basit ama işlevsel bir koruma kılıfı olacak. Bu kılıf sadece ekranı koruyacak ve kılıf örtülüyken cihaz otomatik uyku moduna girecek, kılıf ayrıca katlanarak bir iPad standına dönüşebilicek.

iPad 2,  11 Mart’ta ABD’de, 25 Mart’ta Almanya, Japonya ve bazı ülkelerde en son olarak da belirsiz bir tarihte aralarında bizim de bulunduğumuz ülkelerde satışa başlayacak. Fiyata bakarsak,  ABD’de wifi’li cihazlarda 499, wifi+3G li cihazlarda 629 USD’dan başlayıp kapasitesine göre(16 GB, 32 GB, 64 GB) 100’er dolar artarak satılacak. Ülkemizde fiyatlar gene uçar benden söylemesi!

iPad 2 hakkında daha detaylı bilgi almak isteyenler buraya ve şuraya buyursunlar lütfen. Son bir not: Yeni iPhone’un Haziran sonlarına doğru tanıtılması bekleniyor, aceleniz yoksa telefonları değiştirmeyin boşuna!

 

Blogspot yeniden kapatıldı!

Posted in Genel, teknoloji by kutusuzkutkut on Mart 1, 2011

Türkiye’de bu saat bu dakikada bir hırsızlık olayı olsa ve evinde oturan teyzeden, yolda simit satan amcadan tutun üniversitede okuyan öğrenciden, banka müdürlerine, işadamlarına kadar Türkiye’de yaşayan ne kadar insan varsa hepsini hapse atsalar buna ne der, ne tepki verirsiniz? Gazetelerden birinde yalan haber çıktı diye tüm gazeteler kapatılsa ya da bir doktor hatalı tedavi uyguladı diye tüm doktorların lisansı ellerinden alınsa? Bu dediklerimin size çok mantıklı gelmediğini, sağduyunuza aykırı geldiğini biliyorum. Ne var ki herkesi, özellikle de her fırsatta gençliğe, teknolojiye, iletişim çağına, özgürlüğe, demokrasiye vurgu yapan yetkilileri, lütfen kendinizle bir tutmayın, herkesi kendiniz gibi sanmayın.

Son bir haftada aktif yaklaşık 600.000 blogu(Türkçe) bünyesinde barındıran blogspot, yayın hakları ligtv’ye ait görüntüleri yasadışı olarak yayınlayan birkaç blog yüzünden erişime kapatıldı. Digiturk’un telif haklarını mahkemelerimiz korurken, hiçbir suçları olmamasına rağmen sesi kesilen, paylaşıma kapanan 600.000 blogu ve bunları takip eden milyonlarca kişinin haklarını kim koruyacak peki? Daha birkaç hafta sosyal medya haftası kutlanan, dünyanın en büyük 5. facebook kullanıcısına sahip, devamlı genç nüfusu ve hızla gelişen internet altyapısı ön plana çıkartılan ülkemizde, bu durumu hangi yasa koyucu, hangi milletvekili, hangi parti, hangi bakan nasıl açıklayacak, nasıl yorumlayacak gerçekten merak ediyorum. Hatta düşünüyorum acaba twitter üstünden kanuna aykırı bir içerik paylaşsam ve twitter’a erişim yasaklansa, aktif bir twitter kullanıcısı olan Cumhurbaşkanımız, ana muhalefet liderimiz, belediye başkanlarımız ne der? Düşünsenize bir hata yapıyorsunuz, devlet hiyerarşisinin en zirvesi Cumhurbaşkanı ceza alıyor, takipçilerine(halkı oluyor) ulaşamıyor, yorum yapamıyor. Vay be!

Konuyla ilgili daha geniş bilgiye ve tepkinizi göstermek için yapabileceklerinize  burdan ve şurdan ulaşabilirsiniz. Gene de asıl tepkiyi bu süreçte partilerin, bakanların, milletvekillerinin söylediklerine ve yaptıklarına bakarak, takip ederek ve oy verme sürecimizde değerlendirmeye alarak verebileceğimize inanıyorum.

Blogspot üstünden yayın yapan tüm arkadaşlara geçmiş olsun diliyorum, umarım kısa zamanda bu anlamsız sorun çözülür, paylaşılarınızla hayatlarımızı zenginleştirmeye kaldığınız yerden devam edebilirsiniz…

(internet yasakları ile ilgili bir önceki yazım: Sağduyu)

Dropbox

Posted in teknoloji by kutusuzkutkut on Mayıs 13, 2010

Şimdi üstünden yüzyıllar geçmiş gibi görünen üniversite yıllarımda, her türlü yeni programı, internet sitesini, uygulamayı, yazılımı takip eder, ilk çıkan ne varsa dener kullanırdım. Mesela firefox’la tanışır tanışmaz, internet explorer’ı kullanmaz, keyifle etrafımdaki herkese tutkulu firefox reklamları yapar hale gelmiştim. O zamanlar dünyada %1 ler civarında olan firefox kullanımı ise şu sıralar %32leri bulmuş durumda ve internet explorerı şiddetle sarsıyor. Bütün bu teknoloji öncülüğüyle böbürlenmem geçtiğimiz yıl içerisinde sağlam bir darbe aldı. İlk defa fotoğrafı çekilen yerlilerin ruhları çalınmış endişesiyle gözlerini kocaman açarak fotoğraflarını incelerken takınmış olabilecekleri bir ifadeyle facebook sayfama bakan bir aile büyüğü ile dalga geçerken, benden 10 yaş kadar küçük kuzenimin facebook kullanmıyoruz artık biz, twitter var ya demesi ile sarsıldım. Twitter’ı duymuştum ama çok bir anlam verememiş, hiç kullanmamıştım. Belli ki commodore 64 jenerasyonu olarak daktilo jenerasyonuna gülerek teknoloji anlatan bizler de artık yavaş yavaş internet jenerasyonu zıpırlardan ders almaya başlayacağız. Ben gene de akranlarımı bu veletlerin insafına bırakmadan önce elimden geldiğince son keşiflerimi bu blog aracılığıyla sizlerle paylaşmaya karar verdim. İlk bahsedeceğim uygulama ise son keşfim: Dropbox.

Dropbox, kullandığınız tüm bilgisayarlar arasında senkronizasyon sağlayan muhteşem bir araç. İş yerinizdeki bilgisayarınızdan bir dosyayı ev bilgisayarınıza taşımak istediğinizi düşünelim. Ne yapıyorsunuz, ya mail atıyorsunuz ya da flash diskle aktarıyorsunuz. Dropbox kullanıcısı iseniz, sadece istediğiniz dosyayı bilgisayarınızdaki dropbox dosyanıza sürüklemeniz yeterli oluyor. Dropbox klasörüne attığınız her dosyaya, tüm bilgisayarlarınızdan, internet üstünden ya da iphone uygulaması sayesinde ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca dropbox içerisindeki herhangi bir dosyanızda yaptığınız değişiklikler tüm diğer cihazlarınızda otomatik olarak senkronize edileceğinden, devamlı flash diskle ya da mail yoluyla dosya transfer etmenize gerek kalmıyor. Dropboxla sadece iş dosyalarınızı değil, fotoğraflarınız, itunes kütüphanenizi, müziklerinizi de senkronize edebiliyorsunuz. Böylece hem istediğiniz verileri online olarak yedeklemiş hem de istediğiniz yerden erişebilir hale getirmiş oluyorsunuz. Dropbox içerisine koyduğunuz verileri tercihinize göre başkalarıyla da paylaşabiliyorsunuz. Bu sayede aynı iş dosyası üzerinde birden fazla kişi aynı anda çalışabilir ya da fotoğraf klasörünüze tüm arkadaşlarınız aynı anda ulaşabilir. Dropbox şu an ücretsiz 2Gb alan sunuyor, 50 ve 100 gblık versiyonları ise paralı olarak kullanabilirsiniz. Benim çok kullanışlı bulduğum Dropbox’ın tüm özellikleri için buraya, indirmek için buraya, iphone uygulaması için buraya, diğer mobil cihazlar için buraya bakabilirsiniz.

iphone 4.0 geliyor!

Posted in teknoloji by kutusuzkutkut on Nisan 9, 2010

iphone kullanıcıları için dün apple tarafından önemli bir duyuru yapıldı: Beklenen iphone 4.0 yazılım güncellemesi yaz aylarında kullanıma sunulacak. Bu güncellemede en dikkat çekici yenilik, iphoneların “multitasking”‘a yani birden çok programı arka planda çalıştırabilme özelliğine kavuşmaları olacak. Yani iphone sahipleri artık radyo dinlerken maillerine bakabilecek, bir uygulama aktifken diğer uygulamalar arasında rahatlıkla geçiş yapabilecekler. Ayrıca yeni güncelleme ile uygulamaları bir klasör altında toplayabilme, ipadde çok dikkat çeken ibooks uygulaması, 5x dijital zoom gibi daha bir çok yenilik de yer alacak. iphone 4.0 güncellemesi ve iphone ile ilgili her türlü bilgi için, bir numaralı bilgi kaynağım olan iphone Türkiye blogunu incelemenizi tavsiye ederim.

Tagged with: , ,
%d blogcu bunu beğendi: