kutusuzkutkut

Ne Yiyeceğiz – Gıda Güvenliği

Posted in Genel by kutusuzkutkut on Nisan 26, 2013

“Ne yiyeceğiz?” sorusu içinde gıdaların temini, güvenliği, etiği, dağıtımı gibi birçok konuyu içeren basit görünümlü kompleks sorulardan. Maslow hiyerarşisinin temellerinde yer alan bu soruya gıda sektöründe çalışan biri olarak ben de kafa yoruyorum ve kendimce oluşturduğum cevapları yazıya dökmek istiyorum. Sorunun gıda güvenliği ayağıyla başlayalım.

Gıda güvenliği, yediğimiz besinlerin üretim alanından sofralarımıza gelene kadar süre içinde zincirin tüm halkalarında hijyen ve sağlık koşullarına uygun olarak denetlenebilir ve izlenebilirlik prensiplerine bağlı bir şekilde hareket etmesini içeriyor.Yani gıdanın sadece üretim anında değil tedarik, depolama, taşınma, dağıtım gibi süreçler içerisinde de insan sağlığını riske atmayacak şekilde ilerlemesi anlamına geliyor. Avrupa Birliği bu durumu özetlemek için gıda güvenliği politikalarında “from farm to fork/table” yani “tarladan çatala/sofraya” tanımını kullanıyor ve gıda güvenliğine ciddi bir bütçe ve emek harcıyor. Gene de insan sağlığına doğrudan etki eden gıda güvenliğini tam anlamıyla sağlamak o kadar da kolay olmuyor. Marketten aldığınız basit bir gofretin bile içinde onlarca ürün ve o ürünlerin her birinin kendi ayrı tedarik zinciri olduğunu düşündüğünüzde sistemin karışıklığını ve denetimin zorluğunu algılayabilirsiniz. Bu karışık sistemlerde zincirinin bir halkasının kasıtlı(hileli ürün) ya da kasıtsız(yanlış uygulama) gıda güvenliğini tehdit etmesi ise bütün sistemi çökertebiliyor. Mesela Gıda Bakanlığı’nın geçtiğimiz yıl içerisinde uygulamaya soktuğu denetim ve teşhir politikası sayesinde hep şüphelendiğimiz bazı tehditlerle yüz yüze geldik. Bal niyetine yediğimiz mısır şuruplarından, jelatin katılmış yoğurtlara kadar gıda güvenliğini ihlal etmiş pek çok ürünle karşılaştık. Benzer şekilde izlenebilirlik konusunda ciddi aşama kateden ve katı gıda güvenliği yasaları ile öne çıkan Avrupa Birliği de geçtiğimiz günlerde at eti skandalı ile sarsıldı. Özellikle Nestle, Ikea gibi tedarik zincirlerinin hassaslığı ile övünen ve her türlü kalite, denetim belgesine sahip marka firmaların bile ürünlerinde at etine rastlanması bütün spotları “Yediğimiz gıda ne kadar güvenli?” sorusunda topladı. Her ne kadar ülkemizde bu tartışma daha çok “At eti yenir mi? Fransız ustalardan tarifler!” eksenine kaysa da asıl sorun çok sağlam olduğu düşünülen gıda güvenliği zincirinin kırılmasıydı. Kaldı ki daha sonra yapılan ileri tetkiklerde at eti karışmış kimi ürünlerde insan sağlığına zararlı ve atlarda kullanılan antibiyotiklere rastlandı. (At eti skandalı ve nedenleri hakkında güzel bir makale için tıklayın!)

Peki ne yapacağız? Açıkçası bu konuda en büyük görev bakanlığa ve denetçilere düşüyor. Sıkı denetim ve teşhir politikasının devam etmesi, yasal destek(örn: Sucuk üretiminde karışık et kullanımının önlenmesi) sağlanması, iyi uygulamaların anlatılıp özendirilmesi ve sektör temsilcileriyle yakın ilişki kurularak sorunların temeline inilmesi şart görünüyor. Bunların yanında Avrupa’daki EFSA benzeri, politika oluşturuculara ve kamuoyuna gıda güvenliği konusunda düzenli olarak bilimsel görüş sunan(Tübitak çatısı altında da olabilir) bir kuruma ihtiyaç olduğunu düşünüyorum. Özellikle kamuoyunun sansasyonel medya haberleri ya da yanıltıcı içerikli zincir e-postalardan korunması için düzenli olarak bilgilendirilmesinin önemli olduğuna inanıyorum( Bu konuda denk geldiğim bir sivil toplum kuruluşu da Gıda Güvenliği Derneği). Bireysel tüketiciler için ise her ne olursa olsun güçlü/güvenilir markaları tercih etmek en az riskli yöntem gibi görünüyor. Aynı şekilde hazır gıdalardan mümkün olduğunca uzak durmak da akıllıca bir yöntem olarak karşımıza çıkıyor. Sonuçta hazır satılan bir kek aldığınızda, maliyet, raf ömrü, tüketici tercihi gibi bir çok faktör göz önüne alınarak hazırlanmış bir ürün alıyorsunuz ve içerik listesi kabardıkça sürecin karmaşıklığı ve dolayısıyla riski artıyor. Kısacası süreci basitleştirip mutfaklarımızdaki fırınların başına geçmekte fayda var!

2 Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. Hippo said, on Mayıs 1, 2013 at 4:03 pm

    Bu açıklama bize yetmez Kutusuz! Bir de şu GDO konusuna açıklık getirelim bence ;))Yiyor muyuz, yemiyor muyuz?


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: