kutusuzkutkut

Texas Park

Posted in Genel, hayat by kutusuzkutkut on Mayıs 17, 2011

Birkaç hafta önce arkadaşlarla İstinye Park’a gittik. Şimdi, İstinye Park dediğimiz yer farklı bir dünyaya açılan portal gibi benim için. Otoparkındaki otomobillerin değer toplamının milyon dolarları bulduğu, jeeplerin sıradanlaşıp doğan muamelesi gördüğü, her erkeğin korkulu rüyası olabilecek çanta-giyim-ayakkabı-takı mağazalarının cirit attığı bir mekandan bahsediyoruz sonuçta. Biz de yakında evlenecek bir dostumuz smokin bakar, hanımlar mağazalara seferler düzenler, biz de oturur bir şeyler içeriz diye(eş ve sevgililerimizin zerre kadar etkisi altında kalmadan(!)) bu akbil girmemiş lüks ormanına adımımızı attık. “Para, para, para” diye fısıldayan marka, otomobil ve ünlülerin kuşatmasında, Masa restorana kamp kurduk. Yenilgiyi çoktan kabul etmiş, mağaza seferlerinden bir ganimetle dönecek sevgililerimizin, aile bütçemizde oluşturabilecekleri kara deliğin boyutlarını hakkında atıp tutarken, şarap+güneş kombinasyonuyla rahatlamaya çalışıyorduk. Sadece ilahi müdahale ile açıklanabilecek bir mucize eseri verimsiz geçen bir seferden dönen sevgililerimizin boş elleri; içimizi şaraptan da güneşten de fazla ısıtarak keyifli bir sohbete önayak oluverdi. Biz muhabbete dalmış giderken; yaklaşmakta olan avcının kokusunu alan ceylanlar misali ortamda bir huzursuzluk ve geviş getirmeye ara verip ardı ardına çevrilen gözler, bizi de sessizleştirerek kimin geldiğine bakmaya zorladı. Vale Parking’e yavaşça bir Bentley yanaşıp otoparktaki otomobillerin toplam değerinde ciddi bir artış sağlarken, gözüm plakaya takıldı: “AGA”. Ağanın otomobilinden kısa boylu, komik ifadeli bir adam inerek yanında koruma, arkadaş ve genç kız arkadaştan oluşan “entourage”‘ı ile masalar arasında yürümeye başladı. Tavırları ve boyuyla, “para, para, para” diyen Bonaparte’ı hatırlatan bu kişi, meğer İstinye Park’ın efendisi “Para”nın Ağası Ali Ağaoğlu’ymuş. Ağa yanımdan kasıla kasıla geçerken, gözüm pantalonunun beline sıkıştırdığı ve hiç çekinmeden sergilediği tabancasına takıldı. İşte o an büyü bozuldu, bu lüks ormanı içi boş bir betonlar yığınına, paranın Ağası onun kölesine, milyonluk Bentley pahalı bir oyuncağa dönüşüverdi; para pul oldu. Paranın ne efendisi olduğumu sanacak kadar aptal, ne kölesi olacak kadar açgözlü, ne parayla gelen ağalığın bir değeri olduğuna inanacak kadar cahil, ne onun mutluluğun kaynağı olduğunu düşünecek kadar saf olmadığıma şükrettim. Önce elimdeki şarap kadehine, sonra masamdaki dostlarıma baktım. Gülümsedim…

Dipnot: Vale sırasında otoparktan getirilen arabamızı beklerken, oradaki sorumlu arkadaşın yanına bir bayan yaklaştı. Kendisine ayrılmış özel alana park etmiş Ali Ağaoğlu’nun aracını göstererek “Normalde araçlar otoparka çekilirken, bu aracın burada durmasının özel bir sebebi var mı?” diye sordu. “Bahşiş meselesi abla sonuçta” deyiverdi adam dürüstçe. Ali Ağaoğlu, bahşiş olarak 100-150 TL veriyormuş her geldiğinde.

Dipnot 2: Büyüyü bozan ne zenginlik, ne gösteriş, ne lükstü. Sonuçta kim ne derse desin, şöyle zengin oldu, böyle kazandı safsatalarına hiçbir zaman itibar etmedim. Başarılı bir iş adamı olabilir, çalışkanlığıyla elde ettiği geliri sonuna kadar hak ediyor olabilir. Ama başarı ve çalışkanlığıyla elde etmiş olduğu saygın konumunu hal ve tavırlarıyla sadece “parası olan kişi” seviyesine çektiğini düşünüyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: