kutusuzkutkut

Fasulyesiz kuru fasulye yemeği tarifi(Türk usulü)

Posted in Genel by kutusuzkutkut on Haziran 1, 2010

Malumunuz hayırlı haberlerimizle birlikte yaza girdik. Ee yaz demek de biraz tatil demek değil mi? Hem bütün yılın yorgunluğu, hem müjdeli haberlerin heyecanı, hem değişik yerler gezme arzusu birleşince tatil planları da başladı tabi ki. Ben de baktım pasaportumun süresi 27 haziranda doluyor, yeni pasaport başvurusu yapayım dedim. Yeni pasaport diyip geçmeyin, ülkemizin pasaportları artık çok havalı, içerisinde parmak izinizi ve kimlik bilgilerinizi içeren, pasaport kontrollerini hızlandıran bir çip mevcut olduğu gibi yeni bordo rengiyle ve daha ufak boyutuyla eskilere nazaran çok daha şık.

Ülkemiz biliyorsunuz hızla gelişen bir ülke ve e-devlet uygulamaları her geçen gün genişliyor, vatandaşın daha rahat ve kaliteli hizmet almasına olanak sağlıyor. Dolayısıyla gelişmiş bir ülkede olması gerektiği gibi yeni pasaport başvuru talepleri internet ya da çağrı merkezinden yapılıyor. Hazırlanan  web sitesinde başvuru ile ilgili her türlü detaya ve bilgiye ulaşabiliyorsunuz. Ben de çağrı merkezini aradım, gayet kibar ve ilgili bir hanımefendi aracılığıyla randevumu bu sabaha aldım. Dün akşam saatlerinde cep telefonuma randevu saati ve yerini hatırlatan sms de gelince tamam dedim, memleket çağ atladı, her şey ne kadar kolay.

Randevu saatim olan sabah saat 08:00 da soluğu emniyet pasaport şubesinde aldım. İçeri girerken, güvenlik noktasında önümdeki toy delikanlıdan kimlik istediler, tamam da kimlik içeride lazım olacak, delikanlı koş kimliğinin bir fotokopisini kap getir dediler. Ben de ehliyet de olduğundan, sorunsuzca içeri giriverdim. Kahvaltı muhabbeti biraz uzayınca görevli memurların işleme başlaması 08:15 i buldu gerçi ama o kadarcık da olsun dedim içimden. Girdim sıraya, başladım işlemlere. İlk önce nüfus cüzdanımı, fotoğrafları falan kontrol ettiler. Görevli abla sordu: Kimlik fotokopin nerede? Web sitenizde İstenilen evraklar arasında kimlik fotokopisi yoktu ki dedim, olsun bana lazım o git fotokopi çektir gel dedi. Hadi bakalım öyle olsun diyerek, biraz önce geçtiğim güvenlik noktasından geri çıkarak karşıdaki marketten fotokopi çektirdim, geri döndüm. Bu zaman kaybına rağmen “6” sıra numarasıyla işlemlerimi başlattım. Parmak izimi verdim, döndüm harcı yatırıp başvuruyu tamamlayacağım, saat daha 08:45, hızlı hallettik yani diyordum ki veznedeki arkadaş bitik bir halde para alamayacağını bildirdi. Harcı alabiliyoruz, ama defter parasını biz alamıyoruz sistem izin vermiyor, cumadan beri diyoruz amirlerden cevap yok dedi. Tamam beyefendi de nereye yatıracağız biz ücreti diye sordum, bilmiyoruz bekleyin biraz dediler. Biz de kalabalıkça bir grup başladık beklemeye. Ortada tam bir kaos var memur arkadaşlar bir yerleri arıyor, arkadan biri bağırıyor Ankara’da almaya başlamışlar, sağdan biri geliyor makbuzu elle kessek olur mu, içeri koşarak giren bir memur ziraat bankası hesap numarasını verelim oraya yatırıp gelsinler diyecek oluyor, ama lafı bitmeden bir ikincisi yok bankalar da alamıyormuş diyor, kalabalık beklemeye devam ediyoruz. Aradan geçen dakikalardan sonra karar açıklanıyor: Bugün ilk gün biraz karışıklık var kusura bakmayın, yeni vilayete gidin, defterdarlıkta ödeyin gelin. Söylene söylene atladım arabama, gittim vilayete. Vezneye geldim ödeme yapacağım, parayı uzattım. Ben uzatıyorum, memur almıyor, ben uzatıyorum memur almıyor, dedi ki siz yanlış gelmişsiniz  eski vilayette ödeyeceksiniz. Aklıma nedense iki çinlinin son sürat oynadığı bir pinpon topu gelirken, arkadan sesler duyuyorum pasaport bedeli yatıracaktık, ne taraftan acaba? Buradan değilmiş, eski vilayete gideceğiz diyorum. Otoparka geri dönerken yüzleri heyecanlı bir grubun arabalarından indiğini görüyorum. Çık diyorum, burası değilmiş eski vilayete. Tam başardıklarını sanırken onlara bunu yapmak istemezdim ama saf olmasın onlarda bu kadar, kolay mı canım, e-devletten pasaport alacağız sonuçta. Yolda giderken, minibüsten inen pasaport dairesinde gördüğüm yaşlıca amcayı da alıyorum arabaya, gel amca yanlış yollamışlar bizi diyorum ama amca belli alışık, atlıyor arabaya düşüyoruz yollara. Artık bir mağduriyet kardeşliği oluştu ne de olsa, devletimizin çeşitli dairelerinde dolaşıp duran tanıdık yüzler var artık, kimisi ilk defa pasaport alıyor, kimi tecrübeli, kimi sessizce diğerlerini takip ediyor, kimi diğerlerine yol gösteriyor, kardeş kardeş çilemizi çekiyoruz birlikte. Eski vilayete girerken diğerlerinin hatasına düşüyorum, bu sefer tamam artık heralde diyorum. Çık. Pasaport dairesinden görevliler de orada, biz de buradan alınacak sanıyorduk ama olmuyor diyorlar, biraz bekleyin kusura bakmayın ilk gün işte. Biraz sonra haber geliyor, yeni bir yazı gelmiş üst makamlardan artık emniyetten ödeyebiliyormuşuz. Yuvasına dönen kuşlar gibi heyecanla, tekrar arabalara koşturuyoruz. Eski vilayete henüz gelmeyi başarabilmiş arkadaşlar beni gerisin geri koşarken görünce gözlerinde acıklı bir ifadeyle bana bakıyorlar, Çık diyorum, emniyete dönüyoruz. Işığa dönen pervaneler gibi sana dönüyoruz emniyet, bekle bizi.

Emniyette sonunda devlet babamız bize kucağını açıyor, paralarımız kabul ediyor. Buyrun oturun, bankalardaki gibi sıra numarası geldikçe işleminiz yapılacak diyorlar. Çok medeniyim, hemen oturuyorum köşeye. Biraz sonra bankolarının önüne bakıyorum en az 10 kişi var, benim sıra numaram “6” olduğuna göre bu medeni hesapta bir hesap var diyorum, fırlıyorum ayağa. Kimi aradan dosya uzatıyor, kimi birisinin tanıdığı araya sokuluyor, memurlar bilgisayardaki programı çözememiş devamlı bir yerleri arıyorlar, sayfa açmıyor, tarih nereye giriliyordu, cümbüş çok. Arkada gözüm dolaşmakta olan komisere ilişiyor, Komiserim benim sıra numaram “6” durumu görüyorsunuz, sırayla mı işlem yapılacak, yoksa ben de bankoların önüne itiş kakışa katılayım mı diyorum. Koskoca komiser alınıyor, tabi o kadar astının yanında karizmayı çizdirmemesi lazım, tamam anladık sakin ol sen de biraz, ilk gün işte diyor ama duruma müdahale edince karmaşa yerini düzene bırakıyor. Başvurumu yapıp çıkıyorum, saat 11:30…

Dışarı çıkarken sesler duyuyorum, ilk gün tabi canım karışıklıklar oluyor. Dönüp bağırasım geliyor yapmayın güzel kardeşim, yeni bir sistem kurduğunda aksaklıklar istisnalar, düşünülmeyen bazı şeyler görüldükçe ortaya çıkar anlarım ama ödemenin nereye yapılacağını bilmemek, ayarlamamak ilk gün karışıklığına girmez, onun adı başka bir şey. Çağrı merkezi, çipli pasaport, e-devletiz falan sözde güzel ama işin özünde mentalite hala aynı. Çürük, boş kafaların üzerine son moda şapkalar geçirdiğinizde daha zeki, daha pratik olmaz insanlar(bunun eşeklerle ilgili bir versiyonu mu vardı?). Hayatında ilk defa kuru fasulye yapacak biri de, önünüze çok şık bir masa takımı ve tabakların içinde yemeğinizi sunsa ama içine fasulye koymayı unutmuşum, ilk defa yapıyorum işte dese karşınızdaki hakkında ne düşünürsünüz? E-devlet projeleri hakkında ne düşünüyorsunuz? Niye benim aklıma Aziz Nesin geldi şimdi?

Bir Yanıt

Subscribe to comments with RSS.

  1. Toptan Su böreği, Baklava Siparişi said, on Temmuz 23, 2010 at 5:38 pm

    ilginç.


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: