kutusuzkutkut

Sezon Açılıyor!!

Posted in Genel by kutusuzkutkut on Nisan 16, 2010

Bahar geliyor binlerce hayvan çiftleşme alanlarına doğru göç ediyor, efendim otlaklarda bir karmaşa, havada bir cümbüş  kimi tüyleriyle, kimisi sesiyle dişileri tavlamaya çalışıyor. Biz de belgesellerden gülümseyerek izliyoruz bütün bu olanı biteni. Merak ediyorum acaba uzaydan bizi izleyen başka canlılar varsa onlar da insanları aynı şekilde izliyorlar mıdır? İzliyorlarsa hazırlansınlar cümbüş başlıyor, nişandı, düğündü derken sezon açılıyor! İnsanlar da nişan-düğün neredeyse o tarafa doğru toplu göçe başlayacaklar artık ve rengarenk giysileri içerisinde, danslara, oyunlara girişecekler.

Aslında benim bu ritüellerin içerisine girmem daha çok yeni, bir senelik mazisi var. Daha önceleri de düğünlere gitmiştim tabi ama tek tük. Geçen sene ise yaş grubumdan olsa gerek, aman efendim kaç nişan, kaç düğün gördüm ne siz sorun ne ben söyleyim. Gündelik, sinemaya gider gibi olmuştum artık:

-Bu cumartesi napıyorsunuz bakalım?

– Aslıların düğünü var ordayız.

– Biz de Hakanlara gideceğiz, çok heyecanlı bir film, pardon düğün olacakmış.

Düğünler, nişanlar keyifli etkinlikler aslında. Diye düşünüyordum ben ilk başlarda, sonra 2., 3. ,4. derken 58. düğün davetiyesini artık devlet babadan gelen sarı renkli asker celbi gibi açmaya başladım. Düğün, nişan diyip geçmeyin ayrıntısı çok. Ne giyileceği konusu var mesela. Aman canım erkeksin sen, ne olacak siyah takımını giy gitsin diyebilirsiniz. Yaaaa, o kadar kolaydı. Düğüne ya da nişana birlikte katılacağınız, sevgiliniz, ablanız, anneniz, arkadaşınız yani dişi her türlü varlığın girdiği stresle nasıl baş etmeyi planlıyorsunuz? Bir kere düğünse beyaz, nişansa gelin adayının elbisesinin aynı rengini giymek kadınlar arasında bizim halısahada çift dalmaya benzer reaksiyonlara neden olabiliyor. Kadınların onlarca elbisesi vardır kesin dolaplarında, birini giysinler işte diyebilirsiniz. Lütfen durun, komik oluyorsunuz. Bir kere ya modası geçmiştir o elbisenin, ya da kadınlar erkeklerin hayallerinin ötesinde bir IQ seviyesine tırmanarak o elbiseyi daha önce giydikleri bilmem kaç yıl önceki yerleri sayarak gene anlayamayacağımız bir nedenden ötürü aynı elbiseyi ikinci kez giymeyi reddederler, o da değilse en yakın arkadaşları aynı renk ya da modelde bir elbise giyiyorlardır, benzer bir elbise giymek söz konusu olamaz. Yıllardır her etkinlikte aynı moda, aynı renk ve hatta aynı takımı giyen biz erkeklerin bunu anlaması pek mümkün değil boşuna kafa yormayın, enerjinizi stresli bir şekilde elbise, çanta ya da en kötüsü ayakkabı arayan kadınların panik ataklarından sakınmak için saklayın. İşin bir de kuyumcu boyutu var ki hiç girmiyorum. Kısacası sezon başında kuyumcuyla toplu pazarlık yapın bir çuval irili ufaklı altın alın, yakınlık derecenize göre takarsınız gider.

Gelelim düğüne… Şimdi genç, bekar herhangi bir bayanı yoldan çevirip hayalindeki düğünü sorsanız cevap hazırdır: Açık havada, ailelerimiz ve yakın arkadaşlarımızla, romantik ve huzurlu bir kır düğünü isterim. Hahaha. Gerçekler o kadar tatlı değil dostlarım. Gideceğiniz düğün muhtemelen kapalı bir otel salonu, iyi ihtimalle aynı otelin açık hava salonu olacak. Düğünde hiç tanımadığınız yüzlerce kişi olacak (oturduğunuz masa gelin, annesi ve kayınvalidesi tarafından sosyal ilişkiler, küslükler, sahneye yakınlık gibi binlerce parametre göz önünde bulundurulak Gauss‘un bile çözemeyeceği bir denklemle formüle edileceğinden itiraz ya da yer değiştirme gibi riskli davranışlardan kaçınmanızı tavsiye ederim) ve o romantik ve huzurlu kır düğününün, klasik müzik ile başlayıp halaya doğru ilerlerken nasıl  sıradan bir salon düğününe dönüştüğünü izleyebileceksiniz. Gelinle damat salona ilk girdiklerinde, kadınlar gelinlik ile ilgili yorumlara başlayacak, siz ise daha çok o saf ve temiz yüzlü gelin adayını mevcut korkutucu palyaço makyajlı gelin haline kimin getirdiğini merak edeceksiniz. Ana yemek olarak tavuk yiyecek, bir saat önce cumhurbaşkanı ağırlığıyla ortalıkta dolaşan yaşlı amcanın, ceketi fırlatmış kravatı alnına bağlamış bir halde sizi sahneye sürüklemesine izin vereceksiniz.

Tabi her düğün-nişan böyle olmuyor. Özellikle çok yakın olduklarınızın mutlu günlerinde genelde kafayı bulan halay başları siz oluyorsunuz. Hayatta oynamam diyen kızların sahnede dansöz kesildiği, erkeklerin eşlerinin ya da sevgililerinin kötü bakışları altında sarhoş olup çam devirdikleri, abartıp birbirlerine sarılıp ağladıkları düğün/nişanlar da bunlar oluyor. Yarın ben de artık dosttan ziyade kardeşim olan birisinin nişanı için İzmir’e gidiyorum. Çok eğleneceğimizden eminim ama tek korkum pazar sabahı ağır bir başağrısıyla uyandığımda gelin tarafının düğün masası planında kara listeye girmiş olmak. Sonuçta sağdıçların düğüne mutfaktan katılmaları pek hoş olmaz diye düşünüyorum.

Evet, bir sezon daha başlıyor, hayırlı olsun!!!

Tagged with: , ,

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: